KAYIP RIHTIM'DA MESİH'İN KLONU
Burada Dünyanın Mesih'in Klonu'na Neden İhtiyacı Yok? başlıklı bir yazı kaleme almış, kitabın umduğum ilgiyi görmemesinin nedenini, niçinini sorgulamaya çalışmıştım. Kimi Türk fantastik edebiyatının usta yazarlarına, kimi de kitabın okurlarına ait yorumlara da yer vermiştim orada.Blogda yazıyı okuyan sevgili M. İhsan Tatari (nam-ı diğer, Mit) konuyu, yazarlarından olduğu Kayıp Rıhtım'a taşımak istediğini söylemiş ve onun bu değerli katkısıyla aynı yazı Kayıp Rıhtım'ın şuradaki sayfasında da paylaşılmıştı.
Kayıp Rıhtım, fantastik ve bilim kurgu edebiyatına gönül verenlerin buluştuğu, türe ait filmler, kitaplar hakkında sağlam yorumların yer aldığı, katılımcıların kendi özgün öyküleriyle de katkı verebildiği kaliteli bir oluşum. Haliyle, türün pek çok klişesinden (fantastik, bilim kurgu, alternatif tarih vb.) faydalanan Mesih'in Klonu'nun "meramını" anlatmaya çalışan bir yazı da oradaki yetkin okurca karşılığını buldu. Değerli dostlar, yine değerli yorumlarıyla konunun deşilmesine katkı sağlamak için ellerinden geleni yaptı.
İşte, burada, Kayıp Rıhtım'da yer alan Dünyanın Mesih'in Klonu'na Neden İhtiyacı Yok? yazısının altında yer alan o yorumları ve benim yanıtlarımı bulacaksınız. Böylece konuyu biraz daha derinleştireceğimize, yeni sorular türetip yeni yanıtlar aramaya girişeceğimize inanıyorum.
Yorum ve yanıtları aceleyle yapılan birkaç harf hatasını düzeltmek dışında bir şey yapmadan, olduğu gibi taşıyorum buraya. Buyurun lütfen:
mit söylüyor,
Tarih: 26 Nisan 2010 - 11:28
Ülkemizde durum maalesef böyle. Kitabınızın çok satmasını ya da satışı geçtim okunmasını istiyorsanız ille de güçlü birileri ile bağlantınız olmalı, bazı yerleri arkanıza almanız gerekli. Aksi takdirde eleştirmenler ya kitabınıza gerektiği gibi gerçek bir eleştiri yapıyor ya da görmezden geliyorlar. Yabancı yazarları yere göğe sığdıramazken kendi yazarlarımızı batırmakta üstümüze yok.
Gerçek bir eser mutlaka ama mutlaka gün yüzüne çıkar. İster müzik olsun, ister roman. Bir gün mutlaka hak ettiği yere gelir. Dilerim o gün yazarın da yaşarken gördüğü bir gün olur.
Sevgili MİT’e ve Kayıp Rıhtım’ın değerli yöneticilerine sonsuz teşekkürler… Kimilerince yazarın hezeyanı da denebilecek bir yazıdır Mesih’in Klonu’yla ilgili yazdıklarım. Ben, kendi yaşanmışlıklarımı, esere verdiğim süreyi, yaptığım araştırmaları, yıllara yayılan yazım sürecimi vs. en iyi bilen kişi olduğumdan bu sözleri söylemeyi hak buldum kendimde. Katılan, katılmayan elbette olacaktır. Ancak benim bunca kalem paralayarak söylemeye çalıştığımı sevgili MİT çok güzel özetlemiş: Yerli ve yabancı yazarların eserlerini değerlendirirken takındığımız iki yüzlü yaklaşım. İşte bunu aşmalıyız. Türk yazarın kitabı, zaten Türk yayıncılık şartları göz önüne alındığında 1-0 yenik başladığı maçta, hak etmediği Kırmızı Kart’ı okurundan da görmemeli. Lütfen, sadece Mesih’in Klonu’nu değil, edebiyata artı değer katma amacı taşıyan tüm yerli eserleri önyargısız incelemeye çalışın / çalışalım.
Sevgilerimle…
Kesinlikle en sade üslupla bu konunun yazar tarafından irdelendiğine inanıyor, yazıya tamamen katıldığımı da belirtmek istiyorum. Ne yazık ki ülkemizde bilinen bazı gerçeklikler, içinde yaşadığımız topluma fazla yabancı gelmeyecek unsurların bir kitapta olması, yazarın bizden birisi olması ve tabii en önemlisi de batı edebiyatına olan yönelimimiz sonucunda ister istemez elimizdeki değerlerin kıymeti bilinmiyor ki bununla beraber herhangi bir kıymeti kalmıyor.
Bazen öyle zamanlar geliyor ki, Aşkın Bey’in belirttiği, maça 1-0 yenik başlama bile oldukça hafif bir ifade olarak görünüyor gözüme. Fakat işte bu esnada yayınevlerine, gazetelere, tanıtım yapan her türlü kuruluşa burada önemli görevler düşüyor. Nasıl ki yabancı bir yazarı, kurgusu ülkemizdeki yazarların yarısı kadar olmadığı halde göklere kadar çıkartıyorlar, aynı şekilde marjinalliği bir kenara bırakıp reel bakış açısıyla tarafsız olarak bu kitapları da değerlendirmeleri gerekir.
Zaten kâr amacı güttüğü bariz olan, hatta bas bas bağıran kitaplar veya seriler nasıl olur da edebiyat dünyasının mihenk taşı olarak gösterilebilir hâlâ anlamış değilim…
İnanıyorum ki birlik ve beraberlikle bu günleride atlatacağız ve daha sonra geriye dönüp bu yazıya baktığımızda, sadece gülümseyerek hatırladığımız ve geçişini mutlulukla karşıladığımız bir inceleme olacak.
Ellerinize ve emeğinize sağlık… Bu güzel yazınızı bizimle paylaştığınız için de ayrıca teşekkürler.
Sevgili magicalbronze’a yorumu için teşekkürler. Her satırının altına imza atacağım temenniler bunlar. Dilerim o günleri görmek her yerli yazar için mümkün olur.
Yazı için teşekkürler öncelikle. Fikirlerin beyan edilmesine oldukça sevindim. Çünkü bazen düşünüyorum da, bizim geri kalmamızın ve kendimizi “sevmememizin” nedeni bu belki de. Kendini sevmeyen bir milletin kendi yazdığı esere, kendi milletinden birisinin saygi duymasini nasıl bekleyebilir ki! Bakın, daha geçen Le Guin Yazarlar Birliği'nden ayrıldı Google’ın attığı kazık yüzünden, hatırlayın ve tüm dünya bunu konuşuyor! Eminim bizde böyle bir olay yaşansa kimse konuşmaz. Ama pardon, bizde Yazarlar Birliği diye bir şey de yoktu, di mi? Ya da var büyük ihtimalle, ama kaç kişi biliyor?
Yazınız çok yerinde, çok açık bir dille anlatılmış. Umuyorum birileri bu tür yazıları okur da akıllanır. sevgilerimle.
Teşekkürler sevgili Önder Kabalı. Dilerim sizin temennileriniz de gerçekleşir ve dilerim biz o günleri görürüz :)
Türkiye burası. Yarımızdan çoğu batı düşkünü değil mi? Öyleyiz. Kimseye laf söylemek istemiyorum ama bu ülkede önemli bir yere gelmeniz için arkanızda devlet başkanı falan olması gerekiyor. Piyasada yabancı olup da kurgusal değeri olmayan milyonlarca kitap vardır eminim. Millet onları yere göğe sığdıramazken, Türk kitaplarını, “Ayy, Türkmüş!” diyerek bir paçavra gibi kenara fırlatıyor. Oysa, Türklerden de gayet iyi malzeme çıkar, bundan eminim. Bizim İngilizlerden neyimiz eksik? Hiçbir şeyimiz! Eşitiz ve bunu göstermeliyiz. Ama altta bir fare gibi eziliyoruz. Sıyrılmalı ve gücümüzü tüm dünyaya göstermeliyiz. Tıpkı Kurtuluş Savaş’ındaki gibi. Saygılar…
Sevgili cankutpotter, bunu yapabilmek için de bu toprakların insanına daha tarafsız gözle bakmayı öğrenmemiz gerekiyor okur olarak. Dikkatinizi çekerim, “tarafsız” diyorum. Geçtim yandaş olmayı anlayacağınız, hiç değilse, “Bu toprağın insanı da iyi şeyler yazabilir,” diye bakmak gerek biraz. Bakın, Olasılıksız diye bir kitap aylardır çok satanlar listesinde. O kitabı bir Türk yazsaydı, inanın 3000 adet satmazdı. Başları iyi, devamı vasatın altında bir macera romanı. Ama gayretli reklam ve okurun, “Aman, Avrupalı neylerse güzel eyler,” yaklaşımı kitabı nerelere taşıdı. Bir başka örnek, Dan Brown’ın Kayıp Sembol’ü. Artık ezberlediğimiz bir iskelet üzerine gene aynı şeyleri söylüyor Brown, hem de aynı üslupla. Ne acı ki ben daha kitabın %25'ini bitirmeden finali biliyordum, katilin kim olacağını biliyordum, çünkü Brown’un tarzını okuduğum kitaplarla özümsemiştim iyice. Geçiyorum Mesih’in Klonu’nu, Bursalı yazar Bülent Sabırlı İstila diye fantastik bir roman yazdı, birtakım aksaklıklar varsa da bana göre gayet de iyi yazdı, kaç fantastik edebiyat seven Türk okur haberdar bundan? Neyse… Uzayacak… İlginize teşekkür ederim.
İyi günler...
Bu yazınızı okur okumaz hemen kitabı satın almak için Idefix’e girdim. Neyse ki tükenmemiş daha! En kısa sürede alıp, bu güzide yazının ve açıksözlülüğü ile naçizane takdirimi almış yazarın kurgusunu okuyup yorumlamak benim için büyük bir zevk olacak!
Tespitleriniz ve açıksözlülüğünüz için tekrar teşekkürler.
Sevgili Ezgi, ben teşekkür ederim. Idefix’te kitap, etiket fiyatının (25 TL) çok çok altında satılıyor (4 TL). Kaçırmamanı isterim :)) Ve tabii değerli yorumunu merakla bekleyeceğim. Sevgiler…
Ellerinize sağlık. Yazıyı ve içerisindeki göndermeleri çok beğendim. Burada değinilmemiş ama ben yine de söylemek istiyorum.
Birçok insan bu işi para güdüsüyle yapıyor. Özellikle şu aralar gündemde olan vampir kitaplarının bir çoğunda bu kaygıyı görebiliriz. Lakin bu kitapta öyle bir şey yok. Zaten olsaydı şu anda idefix adlı kitap satış sitesinde 4 liraya olmazdı değil mi? Düşünsenize 4 TL! Sahafçıda bile bu kadar ucuz bulunamaz. Benim üzüldüğüm, böyle güzel bir kitabın bu kadar ucuza satılması ve dolayısıyla kitabı gören kişilerin, “Hmm, 4 TL ise pek işe yaramaz,” diye düşünmesi… Evet, kitabın ucuz olması çok iyi bir şey. Ama bizim ülkede ucuz bir şey varsa o kesin kötüdür algısı var! Maalesef bu yüzden üzlüyorum biraz…
Kitabı okuduğum için söylüyorum bunları. Her cümlesi özenle seçilmiş, her paragrafı ayrı heyecan verici bir eserdi. Ben de yazıda örnek gösterilen o okuyucular gibi tamamen rastlantı eseri almıştım kitabı ve hiç beklemediğim anda şaşırtmıştı beni. Ama işte, 4 TL’yi görünce insanlar eğer yazardan ve konudan habersizse görmezden geleceklerdir kitabı, üzüntüm bundan kaynaklanıyor…
Sevgili Semih, öncelikle yorumun ve ilgin için çok teşekkür ederim.
İşin aslı, kitabın 4 TL’ye çekilmesi beni — senin aksine — sevindiriyor. “Bu şekilde, etiket fiyatı olan 25 TL nedeniyle kitaba yanaşmayan kitle de bir ucundan tutar,” diye umuyorum çünkü. Ama haklısın, ucuz kitabın ucuz edebiyat olduğuna inananlar mevcut memlekette. Diliyorum ki, onlar da 4 TL’ye kıysın ve karşılığında sürpriz bir okuma keyfi yaşasın Mesih’in Klonu’yla.
Bir de son not: Yanlış bilmiyorsam, İnkılâp elinde kalan son yüz küsur kitabı satıyor bu fiyata. Yani, acele eden kapacak :)) Zira ben bile kitap ikinci baskıyı görecek mi, hiç bilmiyorum:) Selamlar, sevgiler…

mit söylüyor,
