TRT'DE AŞKIN GÜNGÖR SÖYLEŞİSİ

Mesih'in Klonu yazarı Aşkın Güngör TRT İstanbul Radyosu Gecenin İçinden programına konuk oldu.

4 Eylül 2008de yayınlanan, Metin Hamalosmanoğlu'nun sunduğu programda biraz edebiyat, biraz da gündemdeki konular konuşuldu.

Röportajı aşağıdaki player yardımıyla dinleyebilirsiniz.

Askin Gungor - Gecenin Icinden.mp3 - TRT

TANITIM METNİ
Rivayet odur ki, son ve büyük savaştan önce Deccal ortaya çıkacaktır. Terörü ve karmaşayı yönetecek, kötü amaçlarına ulaşabilmek için dünyanın zirvesindekilerle işbirliği yapacaktır. Tüm bu çabalar boyunca gerçek yüzünü saklayacak ve kutsal bir figür olarak algılanacaktır. Öyle ki Deccal Mesih olarak anılacak ve izinde yürümeye ant içen kitleler tarafından peygamberliği kabul edilecektir. Tüm bunlar Kıyamet’in kopmasına yakın zamanlarda gerçekleşecektir.

Soru odur ki, uzay çağı olarak da nitelenen 21. Yüzyılda insanlar nasıl ve ne şekilde bir kişinin peygamberliğine onay verecektir? Bilimin anılmadığı zamanlarda bile kuşkuyla bakılan peygamberlik makamı nasıl, ne şekilde kabul görecektir?

* * *

İkilem odur ki, İncil’e göre İsa Mesih Romalılar tarafından çarmıha gerilmiş ve Golgota Tepesi’nde ölmüştür. Kuran’a göre ise Tanrı’nın ilahi müdahalesiyle İsa göğe kaldırılmış, Romalılar onun suretine büründürülen başka birini çarmıha germiştir.

Soru odur ki, İsa’nın kanıyla dolu olduğu rivayet edilen Kutsal Kâse’de gerçekte kimin kanı vardır? İsa Mesih’in mi, yoksa başka birinin mi?

Mesih'in Klonu bu sorulardan ve ikilemlerden hareketle iki bin yıl önce çarmıha gerilen kişinin DNA'sı ile klonlanacak kişinin kim olacağı sorularına yanıt veriyor. Zaman zaman tarihsel bir kurgu olarak akan eser, tarihler arasında gezinerek efsane halini almış pek çok olayın da gizlerini açıklıyor.

KİTAP HAKKINDA
Mesih'in Klonu 2007 Kasım ayında İnkılap Kitabevi tarafından yayınlandı.

"İslam inanışındaki kıyamet alametlerinin günümüz gerçekliğindeki yorumu ne olur?" sorusuyla gelişen fikirsel yaratım süreci 2005 tarihini taşıyor. Dolayısıyla romanın yazımı üç yıllık bir zamana yayıldı.

Mesih'in Klonu, İslam ve Hıristiyan inanışlarındaki "farklı" İsa Mesih yorumlarının kıyamet sürecindeki etkilerine değinen, referansını Kuran ve İncil'deki anlatılardan olduğu kadar tarihten de alan çok eklemli bir roman.

Kitap, Amerikan Hükümeti'nin 2002 yılında gerçekleştirilen gizli bir operasyonla İsa Mesih'i klonlamasını ve söz konusu bu hareketin tüm dünya üzerindeki etkilerini akıcı bir dille anlatma gayesi taşıyor.

KİTAPTAN...
Yahuda İskariyot yüzyıllar sonra yazılacak olan Müjde’yi okuma şansına erişseydi şüphesiz her şeyin metinlerde anlatıldığı şekliyle yaşanmış olmasını dileyecekti. Çünkü o zaman karşılaşacağı ölüm daha kısa, daha acısız, eğer böyle bir şey mümkünse daha katlanılır olacaktı. Oysa cebindeki otuz altınlık kesenin ruhunu neden rahatlatmadığını sorguladığı kısacık anların dışında o gece hâlinden pek de şikâyetçi değildi. Bir lejyon askerin önünde hızlı adımlarla yürüyor, onlarca değneğin ucunda sallanan meşalelerle fenerlerin ustaca eğip büktükleri gölgesini takip ediyordu.

Her zamankinden daha sessizdi gece. En küçük çıtırtı bile yankılanarak yıldızlara dek yükseliyor gibiydi. Buna rağmen, Yahuda, askerlerin hangi özgüvenle ayaklarını yere pervasızca çarpadurduklarını anlayabilmiş değildi. Bu denli gürültü çıkarmaya devam ederlerse kuzu tuzaktan kaçacak, kim bilir, belki on biri de ardına takmaya muvaffak olacaktı. Böyle bir ihtimalin baş kâhin Kayafa’nın hiç hoşuna gitmeyeceği ortadaydı.

Yahuda biraz yavaşlayarak ön saftaki askerlerin kendisini geçmesini sağladı. Gayretini çok da belli etmeyerek komutanla yan yana gelmeye çabaladı. Askerlerin baldırlarına sürtünen gölgesinden gözlerini bir an bile ayırmayarak, “Az kaldı,” dedi. “Sidrun’un ötesinde”

Komutan kaşlarını çatarak baktı. “Bunu zaten biliyoruz,” dedi dik dik. “Kâhine söylediğin de buydu. Peki ya ev?”

“Yakında,” diye mırıldandı Yahuda.

“Dilerim haklısındır.”

Haklılık! Yahuda İskariyot için bu kelime pek bir şey ifade etmiyordu. Kudrete sahip olduğuna inandığı bir adamın ardında çok değerli günler yitirmiş, sonunda duyduklarının hiç de tanrısal olmadığına kanaat getirmişti. Büyük bir hayal kırıklığı yaşıyordu. Bunca zamandır duydukları, atalarca söylenegelenlerden farklı değildi: Adil ol! İyilik yap! Yaratılanların birbirlerinden üstün olmadığını takdis et ve Yaratan’ı bil! Yahuda bunları zaten biliyordu, ama dünyayı değiştirecek ve yaşanılası bir yer hâline sokacak olanın bilmek değil, yönetmek olduğunu düşünüyordu. Suyu şaraba çevirmek, yaraları iyileştirmek, fersiz gözlere aydınlık vermek kudretleriyle donatılmış —ya da hiç değilse harika bir göz boyamacılıkla tüm bunları yapabildiğine kalabalıkları inandırmış birinin hak ettiği krallığı elinin tersiyle itip izinden gelenlerin umdukları ayrıcalığı da yok saymasını kabullenemiyordu. Haklılık ya da haksızlık diye bir ayrım varsa tam da bu noktadaydı işte. Kudretli bir krallığın en yetkili isimlerinden olmak varken bir lejyon komutanının küçümseyici bakışları karşısında el pençe durmak haksızlığın dik âlâsı değil miydi? Böyle bir durumda hangi hakka, hangi kudrete inanmak gerekirdi? Haklılıkmış! Saçmalık! Hak denen şey en yüksek ücreti verence alınırdı. Kudretse, işte böyle, üzerine elini vurduğunda içindeki otuz altın şıngırdayan bir keseye sığardı.

“Çok var mı daha İskariyot? Sabrım tükeniyor!”

Yahuda kolunu kavrayan ele yan gözle baktı. Kısacık bir an çekip kurtarmayı düşündü kendini. “Söz verdiğimi sunacağım komutan,“ diye fısıldadı. “Ama bana sorarsanız, askerler biraz sessiz olmalı.”

“Sana bir şey sormuyorum!” diye kükredi adam. “Yolu göster, yetişir!” Kalın kaşlarının altında gözleri alev alev yanıyordu.

Yahuda üstelemeyerek yürüyüşünü hızlandırdı. Arayı açmamak için adımlarını küçülten askerlerin önündeki yerini aldı. Geniş arazinin ucundaki büyük bahçede gölgelerden biçilmiş gibi dikilen kerpiç evi işaret etti kolunu uzatarak. “Nikodemus’un hanesi,” dedi. “Nasıralı ve on bir orada.”

Askerlerden birinin gizlemeye gerek görmediği kıkırdaması duyuldu. Bir diğeri, “Yahudilerin Kralı,” diye söylendi alaylı bir dille. İki asker, komutanın hızlı adımlarla yanlarına geldiğini fark edene kadar boğuk boğuk güldü.

Yahuda, Hiç değilse gülerken temkinli davranıyorlar, diye geçirdi aklından.

Aynı anda komutanın ağır bir taşın yere düşüşünü andıran emri duyuldu: “Bekleyin!” Askerler hiç değilse yürümedikleri zaman sessiz kalabildiklerini kanıtlamak istercesine oldukları yerde durdu.

Birden hızlanmışçasına rüzgâr şakladı Yahuda’nın kulaklarında. Nedense üşümeyi diledi. Belki böylece içinde olduğu bu hareketli resmin dışına çıkabilecek, gerçekten ne yapmakta olduğunu, ruhunu bir türlü sakinleştiremeyen otuz altın için bu külfeti taşımaya değip değmeyeceğini sorgulayabilecekti. Ne var ki üşümek bir yana, tüm bedenini içten içe kavuran alevlerin boğazından taşmaya çalıştığını sandı. Ömrünün hiçbir döneminde duymadığınca yoğun bir susuzluk hissi kapladı benliğini. Üstelik bu his, başkasına ait yüzünü göğe doğru çevirip haykıracağı ve hemen ardından son nefesini vereceği ana dek geçmeyecekti. Başını kaldırmaya cesaret ederek komutanı süzdü. Bir şeyler sormasını bekliyordu —orada kaç kişiler, silahları var mı, baskına karşı geliştirdikleri bir plan mevcut mu türünden sorular. Oysa komutan tek söz etmeden uzaktaki eve baktı ve çevrelerini saran sessizliğin korkutucu şekilde büyümesine aldırmayarak dakikalar boyunca alt dudağını ısırıp durdu.

Bir süre sonra her şey o kadar durağan bir hâl aldı ki Yahuda sessizliğin temasına maruz kalan herkesin mermer bir heykele dönüşeceğini, yüzyıllar sonra bu araziye yanlışlıkla yolu düşecek birkaç gezginin de zamanın hoyrat elleri arasında biçimlerini iyice yitiren bu heykellere bakarak saçma sapan efsaneler türeteceklerini düşündü. Neyse ki ön safta yer alan askerlerden biri konuştu da içindeki garip kaygıyı kurcalamaktan vazgeçti Yahuda.(...)

YORUMLAR
Burak Eldem - Yazar
Mesih'in Klonu, son yıllarda Türkiye'de yayımlanan en ilginç ve en "merak tetikleyici" romanlardan biri.
İyi bir noktadan yola çıkılarak 2030'ların dünyası ve tabii Türkiye'si, yazarın çizdiği çok çarpıcı tablolarla tanımlanmış ve daha başlardan itibaren etkili bir atmosfer yakalanmış. Kitabın akışı içinde geriye, hatta bazen günümüzden iki bin yıl önceye dek yapılan küçük gönderme ve yolculuklar, ana kurguyu besleyen ve merak duygusunu artıran faktörler olarak devreye giriyor ve hikayenin bütününü daha da ilginç hale getiriyor. Bu noktada, ayrıntıların da çok iyi tasarlandığını ve okurun zihninde kitabı okurken aşama aşama gelişen alternatif açıklamalar için dikkate değer ipuçları verdiğini söyleyebilirim.
Marduk'la Randevu'ya ilişkin sohbetlerde sürekli olarak, asıl üzerinde yoğunlaşılması gereken konunun, 2012 sonrasındaki dönüşümler ve bunun sosyal, siyasi sonuçları olduğunu vurgulamaya çalıştım.
Etkili ve istikrarı sarsacak bir doğal faktörun devreye girmesinin, üç bin altı yüz yıl önce dönemin güçlü sosyal yapılarını nasıl sarsıp dönemsel bir kaosa yol açtığından; bugünün görece çok daha kalabalık, teknolojik olarak gelişmiş, ancak kaosa ve krize daha fazla açık dünyasında, benzeri bir durumun günlük hayatı nasıl etkileyeceğinden söz ettim. İşte Mesih'in Klonu, böyle bir gelişmenin sonrasında oluşacak dünyanın resmini yapıyor ve 2030'larda bunun yaratacağı, tetikleyeceği siyasi, ekonomik gelişmeler üzerine, dikkate değer bir varsayım sunuyor.

Sadık Yemni - Yazar
İşlerden ara bulduğumda Mesih'in Klonu adlı kitabınızı büyük bir zevk alarak okudum. Dil beceriniz, akıcılık, kesim (montaj) ve buluş yetinizi kutluyorum. Bayağı filmatik de diğer yandan. Umarım bir gün sahnede de izleriz.
Bu kitapla beni tanıştırdığınız için bir kez daha teşekkür ederim. Esin kaynağınız gür olsun dostum.

Mavisel Yener - Yazar
Mesih'in Klonu'nun alt yapısında her şeyden önce uzunca bir okuma serüveni yattığı belli. Aşkın Güngör tarih kitaplarını ve yaygın dinlerin kutsal kitaplarını incelemiş. Kurguyu Marduk efsanesi ile ilişkilendirmesi ilginç. Mesih'in gelişi ve Marduk'un gelişi metaforu incelikli işlenmiş.
Aslında Mesih'in Klonu'nda pekçok ara "hikaye" var. Bu da başlarda "ayrıntı" gibi görünse de hepsinin gerekli ara geçişler olduğu açık.
2034 yılı anlatılarıyla ilintili olarak Mesih'in kopyalanmasına kadar geçen süreç anlatılıyor ilkin. Çarmıhtaki İsa'nın kanıyla doldurulan kasenin peşinden koşuyoruz, ister istemez Tapınak Şövalyelerine uzaniyor konu. Klonamanın bilimsel damarı da gözardı edilmemiş bu arada. Mesih'in çevresinde birleşen bir grup, Amerika ve planların uygulamaya sokulma girişimleri...
Mesih'in Yeniden Doğumu Projesi çok ilginç sonuçlara yelken açıyor ve kitabın sonunda umulmadık bir final... (Elbette söylemem, okuyun, görün!)
İtiraf etmeliyim ki kitap "zor" bir kitap. Okurun farklı kaynaklardan beslenmeden bu kitapla buluşması düş kırıklığı yaratabilir onda. Örneğin Marduk konusundan yola çıkılıp, siyasal ve ekonomik güçlerin bunu kullanması, her zamanki gibi çıkar gruplarının, bundan da yararlanmaya çalışması, dinler tarihi...vs.
Aşkın Güngör'ün Gohor dizisini okuyanlar onun sonsuz düş gücünü ve akıcı dilini iyi bilirler, işte bu düş gücünün yarattığı Mesih'in Klonu, bilim kurgu hayranlarının çok seveceği bir kitap. Aşkın Güngör'ün eline, yüreğine sağlık.
Bu bahane ile ona bir soru sorayım: Acaba Gohor'da tasvir ettiği o kent, Marduk sonrasına insanları hazırlayacak kent midir?

Burcu Bilici - Okur Yorumu
Bir solukta okudum Mesih’in Klonu’nu. Bilim kurgu ve benzer şekilde isimlendirilen kitapları ben Aldoux Huxley Cesur Yeni Dünya ile keşfetmiştim. O günden beri de bu anlamda sistemli bir okuma çabası içine girdim. Sizin kitaplarınızdan haberliydim ve okunacaklar listesine almıştım.
Mesih’in Klonu beni çok etkiledi. Kurgu çok çok iyi. Yalnız bunu nasıl anlatacağımı bilmiyorum ama kitabın belli bir yerine kadar karakterler ve olayların gerçekleşme sıraları biraz karışık sanki… Sonrasında geri dönüşler toparlanıyor ve çok heyecanlı bir hale bürünüyor. Betimlemeler bana orada olduğum izlenimini verdi ve bunu fark ettiğimde gülümsedim çünkü sizde bilirsiniz ki her romanı okurken onun içinde yer aldığımızı düşünmeyiz.
Ben kitabı okurken biraz da tarih içinde buldum kendimi... Uzun zamandır düşünmediğim Maya uygarlığını tekrar açıp okuma ihtiyacı hissettim, karakterler hakkında nette biraz araştırma yaptım. Uzun zaman önce okuduğum Marduk’la Randevu 2012'yi anımsadım. Ve bence bir romanın başarısı araştırma yapmaya teşvik etmesiyle de değerlendirilebilir.
Bunun yanında beni asıl ilgilendiren şeylerden biri de dil ve dilin kullanılışı. Bu anlamda ciddi bir özen içinde oluşunuz beni çok mutlu etti. Gündelik dilin kullanılışı okuyucuyu hiç yormuyor. Kullanılan cümleler çok vurucu ve istenilen etkiyi yaratıyor.
Mehmet Dilemma ve Mesih İsa baskın karakterler olsa bile ben Ahmet Cansal’ın korkutucu gücünden çok fazla etkilendim. En çok etkilediğim sahneler ise İstiklal Caddesi ve Riyad katliamıdır ki anlatımı sahiden beni sarstı, tüylerim diken diken oldu..
Velhasıl kelam emeğinize ve bilgi birikiminize sağlık…

Haluk Hepkon - Radikal Kitap
Son yıllarda gerek dünyada gerek ülkemizde komplo teorileri etrafında şekillenen anlatılar çok tutuluyor. Dan Brown'ın Da Vinci Şifresi'yle başlayan bu yeni türü sınıflandırmak son derece zor görünüyor. Aşkın Güngör'ün Mesih'in Klonu da bu türden çalışmalardan. İslam'daki çarmıha gerilenin İsa peygamber olmadığı inanışından yola çıkan Güngör, Marduk'lu, Tapınak Şövalyeli, Kutsal Kase'li, Mehdi'li bir hikâye anlatıyor. Kurgusu fazlasıyla Hollywood filmlerini hatırlatan anlatının kahramanları Amerikan dizilerinden fırlamış gibi konuşuyor, küfür ediyor ve şiddetle haşır neşir oluyorlar. Ne diyelim, meraklısı için çekici olabilir.
Haluk Hepkon eleştirisine Aşkın Güngör yorumu: Üzülerek söylemeliyim ki üzerinde üç yıldan fazla çalışılmış, kurgulanabilmesi için Kuran ile İncil'in yanısıra pekçok tarih kitabı devrilmiş, klonlama konusunda bilimsel makaleler okunmuş olan bir roman için bu eleştiriyi fazlasıyla önyargılı, sığ, anlamsız ve yersiz buldum. Hele ki "Amerikan dizilerinden fırlamış gibi konuşuyor, küfür ediyor," türü küçümseme içeren cümlelerin terbiye sınırlarını zorladığını düşünüyorum. 520 sayfalık, yer yer tarihsel kurgu olarak akan bir romanı bu derece "garip" yorumlayan bir zihniyetin kitap eleştirisi yapmasına mı yanmalı, Türk edebiyatını değerlendirmekle mükellef şahısların farklı tarza sahip ürünleri "komplo teorisi" olarak sınıflayacak kadar küçümseyebilmesine hayıflanmalı, işin aslı bilemedim. Sayın Hepkon'a önerim, bu sayfada, kendisinin "garip" yorumuyla aynı alanı paylaşan, kimi türün profesyonellerine, kimi de değerli okurlara ait eleştirileri okuması ve eleştiri kıstaslarına dair fikir sahibi olmasıdır. Bir eleştirmenin ortaya konan yazınsal eseri beğenmeme hakkı elbette vardır, ancak yadsınamaz ki durumu dile getirirken seçtiği kelimelere dikkat etmek durumundadır.

Melek Güngör - Yazar
Mesih'in Klonu'nu bir solukta okudum. Doğrusu geçmişten gelen söylencelerle günümüz dünya ahvalini ve özellikle Türkiye'nin bugün içinde olduğu durumu çok güzel harmanlamışsınız. Kitabı okuduktan sonra onu neden kitapçıların bilim kurgu değil de politik kurgu reyonunda bulduğumu daha iyi anladım. Kitapta yer alan toplu katliamların icra şekli ile ABD'deki Dünya Ticaret Merkezi'ne yapılan saldırı arasında ironik bir paralellik var. İçimizdeki düşmanın ABD'yi mekân tutup işini becermeye çalışması da bunun ayrı bir parçası. Çok iyi bir gözlemci olduğunuzu düşünüyorum.
Kitabınızın hak ettiği ilgiyi göreceğine eminim ve ileride bir filme konu olacağını sanmaktayım.

KARAKTERLER
Hz. İsa: Kuran ve İncil'de anlatılan İsa figürlerinden alınan veriler ışığında kurgulandı. Kitapta M.S. 33 yılındaki çarmıha gerilmeye kadar olan süreçte ve Cebrail'le sohbet ettiği "ara evren"de yer aldı.

Cebrail: Dört büyük melekten biri olan Cebrail, kurguda, İsa'nın "göğe çekilmesi" ve "ara evren"deki konaklaması evrelerinde kurguya dahil oldu.

Şey (Sahte Tanrı - Cin): Binlerce yıla yayılan kıyamet planının tasarlayıcısı, cin taifesindeki büyük adlardan biri. İsimsiz. Yahuda İskariyot'un Hz. İsa sanılarak çarmıha gerileceği bilgisine sahip. 2002'deki klonlama da dahil olmak üzere bu bilgiyi kendi planına göre kullanıyor.

Mehmet Dilemma (Mehdi): 10 Ekim 1996'da İstanbul Üsküdar'da doğdu. Doğumu sırasında tanık olanların şaşkınlığa düştüğü mucizevi olaylar yaşandı. Ne var ki tüm doğaüstü şeyler ilahi bir "bilinmezlik perdesi"nce gizlenerek yaşayanlara unutturuldu. Çocukluk yaşlarından itibaren cansız nesnelerle iletişim kurabilen Mehmet Dilemma 2012'deki Marduk geçişi sırasında yaşanan büyük karmaşada, zordaki insanlara yardım ederken medya tarafından görüntülendi ve o andan sonra ad ve soyadının ilk hecelerinin yan yana getirilmesiyle türetilen Mehdi sıfatıyla anılmaya başlandı. Kendini "bilmeye" başladığı anlarda, madde alemiyle soyut alemi ayıran zarı delebildiğini fark etti. Henüz on altı yaşındayken Şey'le yaptığı çarpışmada bu zarı delerek "Zülfikar" adlı çift başlı kılıca sahip oldu. Amerikan Hükümetinin klonlama planından haberdar olduğu an, kendisine güvenen insanları çevresine toplayarak Gerçeğin Kulları adlı oluşumu kurdu. Yeniden Doğan diye anılan klonun "gerçekte kim olduğu"yla ilgili dünya halklarını bilgilendirmek için çabaladı.

Abdullah Günerkan: Mehmet Dilemma'nın doğumu sırasında yaşanan doğaüstü olaya tanık olduğunda otuzlu yaşlarını süren, mutsuz, başarısız, kaybeden bir adamdı. Bir süre sonra tanık olan herkes doğum sırasındaki inanılmaz olayı unutmasına karşın o garip şekilde unutmadı. Bu unutmayışı bir lütuf olarak gördü ve hayatının kalanını Mehmet Dilemma'ya adadı. Çocuk babasını ve annesini genç yaşlarda kaybedince onu himayesine alarak korudu, kolladı. Buna karşın her zaman gerçekte korunanın kendisi olduğunu söylemekten de kaçınmadı.

Cesur Kadaşman: Gerçeğin Kulları'ndan. Yeniden Doğan'ın alt edilmesi sürecinde önemli işler yaptı.

Murat Yenitürk: Gerçeğin Kulları'ndan. Cesur Kadaşman'ın yakın arkadaşı. Mesih komplosunu alt etme sürecinde aktif rol aldı.  

Leylak Semerci: Ankara'dan İstanbul'a göç ettikten kısa bir süre sonra, yaşadığı bir takım olaylar sonrasında Gerçeğin Kulları'na katıldı. Mesih Komplosu'nun bertaraf edilmesindeki en önemli isimlerden.

Mehmet İşbilir: Gerçeğin Kulları'ndan. Önceleri Türkiye'de, Gerçeğin Kulları'nın Eyüp'teki sığınağı CIA birimlerince havaya uçurulduktan sonra da Amerika'da görev aldı. Her iki ülkede de çok büyük başarılara imza attı.

Giray Toker: Gerçeğin Kulları'nın bilişim uzmanı. Hem aktif görevlerde hem de bilişimle ilintili görevlerde büyük işler başardı.

Bülent Çelik: Gerçeğin Kulları'nın ilk üyelerinden. Virginia'daki Olasılık Düzlemi'ne düzenlenen saldırıya gönüllü olarak katıldı.

Taner Yıldırır: Gerçeğin Kulları'ndan. Hem komplonun giderilmesi sürecinde hem de Gerçeğin Kulları'ndaki hainin bulunmasında önemli roller üstlendi.

Tugay Ökten: Gerçeğin Kulları'ndan. Oluşuma eylemden çok fikirsel bazda destek olabildi.

Kenan Kablan: Gerçeğin Kulları'ndan. Oluşumun en agresif, en çılgın üyelerinden. Sıradışı kimliği nedeniyle uzun yıllar Joker lakabıyla anıldı.

Will Reeve: Gerçeğin Kulları'nın Amerika'daki üyelerinden. Hükümet kanadına yakın olması nedeniyle pekçok gelişmeden Mehdi'yi haberdar edebiliyor.

Sandra Reeve: Will Reeve'in eşi.

Suna Güner: Gerçeğin Kulları'nın Amerika'daki üyelerinden. Türk asıllı Amerikan vatandaşı.

Richard Greenberg: Gerçeğin Kulları'nın CIA içindeki bağlantısı. Suna Güner'in sevgilisi.

Martha Kent: Gerçeğin Kulları'nın Amerika'daki üyelerinden.

Yorgo Seferidis: Gerçeğin Kulları'nın Amerika'daki üyelerinden. Yunan asıllı Amerikan vatandaşı.

Arçan Dadashova: Gerçeğin Kulları'nın Amerika'daki üyelerinden. Azeri asıllı Amerikan vatandaşı. Ekibin Amerika'daki en genç üyesi.

Yeniden Doğan: Kutsal Kase'deki kandan alınan DNA ile klonlandı. Doğumu 2002'de gerçekleşti. Kitlelere sunulduğu 2034 yılına dek Amerikan Hükümeti'nce gizlendi ve süreç boyunca Hıristiyan inanışındaki Mesih'in yaşadıklarına uygun olarak Ortadoğu'da eğitildi. Yaşanan bir takım olaylar sonucu, İsa Mesih'in değil de hain havari Yahuda İskariyot'un klonu olduğunu öğrendiğinde dünya halkları için tehlikeli bir süreç de başlamış oldu.

Yahuda İskariyot: Hıristiyan folklorunda adı kalleşlikle eşdeğer sayılan hain havari Yahuda, tam da ihanetini noktalamayı planladığı gece, ilahi bir müdahaleyle İsa'ya benzetildi. Mesih sanılarak çarmıha gerilmesi, Kutsal Kase'ye kanının alınması ve sonrasında bu kandan alınan DNA'yla klonlanarak (ve tabii İsa sanılarak) Yeniden Doğan sıfatıyla doğması kıyameti tetikleyen en önemli olay oldu.

Son Doğan: Bilimin mümkün görmediği şekilde binlerce yıl önceki hafızasıyla doğan klon.

Mecdelli Meryem: Hz. İsa'nın destekçilerinden ve inananlarından biri. Ne var ki Mesih'e duyduğu sevgi nedeniyle kandırılıyor ve kendini Tanrı olarak tanıtan bir cinin kıyameti tetikleyecek binlerce yıla yayılan planına bilmeden ortak olarak, sonradan kutsal olarak anılacak kasenin Mesih sanılan Yahuda'nın kanıyla doldurulmasına aracılık ediyor.

Meryem Ana (Bakire Meryem): Hz. İsa'nın annesi. Çarmıha gerilme olayından sonra yüreği kederle dolan Mecdelli'nin en büyük dayanağı.

Simun Barnabas: İncillerde Yurtsever adıyla anılan Havari, kurguda, Barnabas İncili'ni de kaleme alan Simun Barnabas olarak anılıyor.

Pilatus: Roma Valisi. Çarmıha gerilme sürecinde Roma saflarında önemli bir rol oynuyor.

Hugues de Payens: "İsa'nın ve Süleyman Tapınağı'nın Yoksul Şövalyeleri" diye bilinen dokuz kişilik Tapınak Şövalyeleri'nin 1122 yılındaki lideri. O ve diğer şövalyeler Süleyman Tapınağı'nın altındaki kazılarda ele geçirdikleri Kutsal Kase'yi siyasal bir güç olarak kullanarak hem kiliseyi hem de Kudüs Kralı II. Baldwin'i saflarına çekmiş, yüzlerce yıl ayakta kalacak Tapınak Şövalyeleri kültünün ve "Kutsal Kase Efsanesi"nin yaratılmasına neden olmuştur.

Gundemar: 1122 yılındaki ilk dokuz tapınakçıdan. Üstat Payens'in sağ kolu.

Geoffroi de Saint Omar: Dokuz tapınakçıdan biri.

Godfrey Rossal: Dokuz tapınakçıdan biri.

Godfrey Bisol: Dokuz tapınakçıdan biri.

Payen de Montdidier: Dokuz tapınakçıdan biri.

Archibald de Saint Aman: Dokuz tapınakçıdan biri.

Andrew de Montbard: Dokuz tapınakçıdan biri.

Provins Kontu: Dokuz tapınakçıdan biri.

Reynald de Chatilon: Tapınakçıların 1187'deki üstadı. Kudüs'ün Selahaddini Eyyubi tarafından alınmasından sonra idam edildi. Ancak kuşatma sırasında genç bir şövalye olan Alphonso de Poitiers'in Kutsal Kase'yi bir yeraltı galerisinde saklamasını sağlayacak kadar zekice davranabildi. Böylece efsanenin yedi yüz yetmiş bir yıl daha yaşamasını sağladı.

Alphonso de Poitiers: Tapınakçalara dahil olmak için sabırsızlanan genç ve gelecek vaat eden bir şövalye. Ne var ki Eyyübi'nin kuşatması sırasında "büyük sır" olarak nitelenen Kutsal Kase'yi korumak için bırakıldığı, çıkışı olmayan bir yeraltı galerisinde ölüme terk edildi. Kendi idrarını içerek olması gerekenden üç ay fazla yaşayan Poitiers'nin cesedi ölümünden tam yedi yüz yetmiş yıl sonra, İsrailli bir arkeolog olan Yardena Alexander tarafından bulundu.

Yardena Alexander: 1958 yılında Kutsal Kase'yi bulan, ancak bu keşfin sefasını süremeyerek bir CIA ajanı olan Michael Moon tarafından öldürülen İsrailli arkeolog.

Michael Moon: Yoshi Adoni gizli kimliğiyle Yardena Alexander'ın Süleyman Tapınağı'ndaki kazı ekibine dahil olan, gerçekte CIA adına çalışan gizli ajan. Alexander ile koruması olan iki İsrail ajanını öldürerek Kutsal Kase'yi ele geçirdi. Böylece efsanevi keşfin kamuoyunca bilinmesini de engellemiş oldu.

Nelson Glueck: 1958'de, Michael Moon'un Kutsal Kase'yi ele geçirmesi sırasındaki çarpışmada ölen İsrail gizli ajanı.

Samuel Ofel: 1958'de, Michael Moon'un Kutsal Kase'yi ele geçirmesi sırasındaki çarpışmada ölen diğer İsrail ajanı.

Dr. Vincenzo Antinori: Tarihi klonlamayı yapan Clonaim adlı kliniğin beyin takımını oluşturan üç kişiden biri. Aslen İtalyan. Gizli Amerikan sermayesi yardımıyla yürütülen klonlama çalışmaları sonrasında, kendine proje içinde daha iyi mevkiler istediği gerekçesiyle, bir CIA ajanı olan Richard Burgess tarafından 17 Mayıs 2004'te öldürüldü.

Dr. Julien Boisselier: Clonaim'in beyin takımındaki diğer isim. Aslen İsviçreli. Antinori'yle aynı tarihte, bir diğer CIA ajanı olan Luke Harrison tarafından başından vurularak öldürüldü.

Dr. Panayiotis Niarchos: Aslen Yunanlı olan Dr. Zavos Clonaim'in beyin takımını oluşturan üçüncü isim. Antinori'yle Boisseliers'nin ölümünden sonra klonlama projesini tek başına devam ettirerek Virginia'daki Olasılık Düzlemi adlı gizli kliniğin kurulmasını sağladı. Amerikan Hükümetinin klonlama çalışmaları bu gizli üste 2034 yılına dek sürdü.

Christina Bone: Clonaim'in 2034 yılındaki başkanı. İsa Mesih'in klonlandığını medyaya duyurmakla görevlendirilen ilk kişi.

Mary Reveley: Clonaim'in telefon trafiğini yürüten otuzlu yaşlardaki sekreter. Hiç istememesine karşın Dr. Antinori'nin kendisine duyduğu zaaf nedeniyle, gizlice yürütülen "Mesih'in Klonlanması" projesinden haberdar oldu. 3 Mart 2002'de, CIA tarafından Dr. Antinori'yi proje dışına atmak için yapılan, John Reeve adlı CIA gizli ajanının gerçekleştirdiği bombalı saldırıda parçalanarak öldü.

John Reeve: Mary Reeve'yle ilişkiye girerek Clonaim'e yakın olmayı başaran CIA ajanı. Akibeti bilinmiyor.

Richard Burgess: Klonlama projesinin beyin takımını safdışı bırakmak için görevlendirilen üç CIA ajanından biri. Takım lideri. Akibeti bilinmiyor.

Thomas Shark: Klonlama projesinin beyin takımını safdışı bırakmak için görevlendirilen üç CIA ajanından diğeri. Akibeti bilinmiyor.

Luke Harrison: Klonlama projesinin beyin takımını safdışı bırakmak için görevlendirilen üç CIA ajanının sonuncusu. 2016 yılında, klonlamayla ilgili bilgileri paylaştığı Ahmet Cansal tarafından boğularak öldürüldü.

Ahmet Cansal: Aslen Türk. 2012 yılındaki Marduk geçişi sonrasında Amerika'ya göç etti. Bir barda tanıştığı Luke Harriston'dan aldığı, Mesih'in klonlanmasıyla ilgili hayati bilgileri iyi kullanarak Amerikan Başkanı Fred Williamson'ın güvendiği adamlardan biri olmayı başardı. Projenin danışman takımında görev aldı.

Fred Williamson: 2034 yılındaki Amerikan Başkanı. Cumhuriyetçi. Eski başkanlardan George W. Bush'un ön ayak olduğu Mesih'in Klonlanması projesinin sonuçlanması sürecinde önemli rol oynadı.

Baysu Dadashova: Arçan Dadashova'nın babası.

Başar İlek: Gerçeğin Kulları'ndan. Kendini "İnatçı bir Kürt" olarak tanıtmaktan haz duyuyor.

Andaç Aslan: Gerçeğin Kulları'ndan.

Fritz Moonfree: Gerçeğin Kulları'nın Amerika'daki üyelerinden. Olasılık Düzlemi'ndeki bağlantıyı sağlıyor.

Frank Pratchett: Olasılık Düzlemi'ndeki görevlilerden.

Philip Adams: Olasılık Düzlemindeki görevlilerden.

Abdullah Dilemma: Mehmet Dilemma'nın babası. Yakalandığı hastalığa yenik düşerek genç yaşta öldü.

Şükran Dilemma: Mehmet Dilemma'nın annesi. Genç yaşta öldü.

Niyazi Aydın: 27 Ocak 2034'te İstanbul Beyoğlu'nda Kara Urbalı diye adlandırılan Amerikan maşalarının düzenlediği saldırıda başı kılıçla ikiye bölünerek öldürüldü. Cesur Kadaşman'la Murat Yenitürk'ün yakın arkadaşıydı.

Bülent Güvengez: Televizyon muhabiri. 2012 yılındaki Marduk geçişi sırasında on altı yaşındaki genç Mehdi'nin yaptığı kahramanca girişimleri yaptığı haberlerle kitlelere duyurdu.

Selçuk Cambaz: Muhabir Bülent Güvengez'in kameramanı.

Romalı Komutan: Hz. İsa ile Havarilerini Nikodemus'un hanesinde kıstırmak için bir lejyon askerle birlikte yola çıkan ve yüzüyle sesi İsa'ya benzetilen Yahuda İskariyot'u Mesih sanarak tutuklayan kişi.

Simun Petrus: Hz. İsa'nın havarilerinden. Değişime uğrayan Yahuda'yı ilk kez gören ve İsa sanan kişi.

Yuhanna: Hz. İsa'nın havarilerinden. Değişime uğrayan Yahuda'nın ne kadar kusursuz şekilde İsa'ya benzediğinin kanıtı olarak, onun Mesih olduğuna iman edeceğini söyleyen ilk kişi.

Bartalmay: Hz. İsa'nın havarilerinden.

Ameli Bouran: Mesih'in eski yaşantısına adapte olması için Ortadoğu'ya eğitilmeye gönderilen Yeniden Doğan'ı korumakla görevlendirilen CIA ajanlarından. Aslen Arap.

Jonathan Adams: Eğitilme sürecinde Yeniden Doğan'ı kormakla görevlendirilen diğer CIA ajanı.

Oliver Osserman: Ortadoğu'daki eğitim sürecinde Yeniden Doğan'ı koruyan takımın lideri. Eski Körfez Savaşı gazilerinden. 2015 yılında, Yeniden Doğan'a "eski hafızası"nı geri getiren on bir Yecüc-Mecüc cini tarafından parçalanarak öldürüldü.

On Bir: İnsanlara maddesel anlamda zarar verebilen tek cin ırkı olan Yecüc-Mecüclerden on bir varlık. Şey'in yardımcıları.

Pilot: Amerikan ordusunun en büyük kargo uçaklarından US Miracle'ın pilotu. Adı anılmıyor. İstanbul Beyoğlu'ndaki Kara Urbalı katliamının ardından Riyad'da düzenlenecek ikinci katliama katilleri taşımakla görevli.

Kadir Ertan Sevgi: İstanbul ziyaretinde Yeniden Doğan'ın konakladığı Anatolian Hotel'in Genel Müdürü. Leylak Semerci'nin amiri.

Rabiye Hırani: Riyad'daki Kara Urbalı saldırısına tanık olanlardan.

Fatima Hadeka: Riyad'daki katliamın kurbanlarından.

Bassem el Isphan: Rabiye'nin nişanlısı. Riyad'daki katliamın kurbanlarından.

Henry Lee Lucas: Amerika'daki ekibe yardım için New York'a inen Gerçeğin Kulları üyelerini ele geçiren CIA ekibinin lideri.

Martin S. Clark: Gerçeğin Kulları'nı New York'ta ele geçiren ekibin iki numaralı adamı.

Dr. Thomas McCullers: Gerçeğin Kulları'nın Amerika'daki üyelerinden.

Bill Hanks: Gerçeğin Kulları'nın Amerikalı üyelerinden.

Ice Man: Kara Urbalı katliamlarında kullanılan maşalardan biri. Gerçek adı bilinmiyor. Meksika asıllı Amerikan vatandaşı.

Bob Co: Kara Urbalı katliamlarında kullanılan maşalardan biri. Gerçek adı bilinmiyor. Afrika asıllı.

Nicolas Baudry: Kara Urbalı katliamlarında kullanılan maşalardan biri. Fransız.


KÜNYE
Kitap Adı:
Mesih'in Klonu
Yazar: Aşkın Güngör
Sayfa Sayısı: 520
ISBN: 978-975-10-2623-3
Yayın Tarihi: Kasım 2007
Yayıncı: İnkılap Kitabevi




KAPAK
Tıklayınız...
Kapak Tasarımı: Aşkın Güngör